Blog
Hiçbir Şeyim Eksik Değil, Ama Ben Eksik Gibiyim
Dışarıdan bakınca her şey tamam gibi.
Başımı sokacak bir evim var. İşim belli, maaşım düzenli.
Kahvemi nasıl sevdiğimi bilen insanlar var çevremde.
Bazen gülüyorum da…
Ama içimde bir şey hep eksik gibi.
Anlatması zor.
Çünkü birine anlatsam “her şeyin var işte, şükret” der belki.
Ama bu, nankörlük değil. Bu kırılmadan eksilmek gibi.
Bazen sabahları uyanınca içim bomboş oluyor.
Sanki gün değil de, bir görev başlamış gibi.
Nereye gittiğimi bilmiyorum ama hep bir yerlere yetişiyorum.
Durup “ben ne istiyorum?” diye sorsam, cevabım yok.
Hayatımdaki her şey yerli yerinde…
Ama ben, kendi yerime oturamamış gibiyim.
Sanki kendi hayatımda fazlalık gibiyim bazen.
Ne kadar gülersem güleyim, gözümün içi sessiz.
Kendime itiraf edemediklerim var:
Artık hiçbir şeye gerçekten heves etmiyorum.
Yeni kıyafet bile mutlu etmiyor bazen.
Telefon çalınca açmak istemiyorum.
Kalabalıkta daha çok yalnız hissediyorum.
Ve sonra kendi kendime şöyle diyorum:
“Ben kaybolmadım. Sadece uzun zamandır kendime rastlamadım.”
Peki Ne Yapmalı?
Eksikliği tamamlamaya çalışmadan, sadece fark etmek bile bir adım.
Bugün kendinle küçük bir buluşma ayarla.
Aşağıdaki 3 cümleyi bir kağıda yaz.
Kahveni al. Sessizce otur. Kendin için sadece 5 dakika ayır:
1. En son ne zaman gerçekten içimden gelen bir şeye “evet” dedim?
2. Neyi yapmayı çok seviyorum ama uzun zamandır yapmıyorum?
3. Şu an biri bana sarılsa ne söylerdim?
Bu cevaplar küçük gibi görünebilir, ama içinde seni bekleyen “tam” haline giden yolu açar.
Çünkü sen zaten tamdın. Sadece üstüne fazlalar eklendi.
Şimdi sıra, kendine alan açmakta.